Genç ve Zinde Hissettmek Gerçekten Mümkün mü?

live well

Genç kalmak ve zinde hissetmek! Bu aralar çok sık duyduğumuz bir istek. Eminim ki sizde çevrenizde giderek daha çok duymaya başlamışsınızdır. Peki, bize bunu hissettiren asıl sebepler nelerdir?

Genç kalmak ve zinde (enerjik) hissetmek üzerinde durulması gereken iki ayrı konudur. Önemli olan ise bu kavramların altında yatan asıl sebeplerin ve süreçlerin bilinmesi gerekmektedir. Beslenme burada bir temeli oluştursa da bazen her şeyin tek sorumlusu olmayabilir. Yazımın sonlarına doğru hissettiğiniz şikâyetlerin sebeplerini anlayabilmek için elinizde daha net kanıtlar olacağına inanıyorum.

 “Genç Kalmak” ne demek, nasıl mümkün ve ya hayalî bir istek mi?

Yaşlanmak, hücresel anlamda vücudumuzun doğal bir sürecidir. Organlarımızdan derimize kadar vücudumuzun her miliminde yaşlanma kaçınılmaz bir süreçtir. Bunu kabullenmeli ve bu süreci nasıl yönlendirebileceğimizi en kısa zamanda öğrenmeliyiz.

Genç kalmak için nelere dikkat edilmeli:

  1. Öncelikle düzenli ve kaliteli bir uyku; vücudumuzun tüm gün boyunca yaşadığı stresi azaltması, fiziksel yorgunluğumuzun azalması, bir sonraki güne hazırlanarak doğru başlayabilmesi, zihnimize dolan gereksiz bilgilerin ve kaygıların uzaklaştırılması ve birçok geri dönüş süreci için en temel süreçlerden biridir. Aynı zamanda düzenli uyku cilt hücrelerinin bioritmik çalışmasını destekleyerek cilt sağlığını ve ışıltısını artırmaktadır. Harvard Medical School son yayınında optimal sağlık için bir yetişkinin günlük 7 ile 9 saat uyuması gerektiğini önermektedir.
  2. Çevresel toksinler, hava kirliliği, tarımsal ilaç ve toksinler, radyasyon, vücudumuzla temas eden yapay malzemelerde kullanılan kimyasallar, tükettiğimiz gıdalarda kullanılan denetimsiz kimyasallar ve en önemlisi sigara ve tütün ürünleri hem hücresel hem de vücut yaşlanmasında en büyük etkenlerdir. Bu etkenleri hayatımızdan mümkün olduğunca çıkarmalıyız ki vücudumuza yaşlanması için kendi ellerimizle her gün yeni toksinler vermeyelim.
  3. Dışardan aldığımız toksinlerin yanında, vücudumuzun da her gün yürüttüğü yaşamsal işlemlerden dolayı bedenimizde metabolik atıklar birikmektedir. Bu atıklardan arınmanın en önemli ilk aşaması SU/Sıvı tüketimimizin yeterli olmasıdır. Böylece atıklar (Waste Products) vücudumuzdan daha kolay atılacaktır. Normal kilosundaki bir yetişkinin günlük tüketmesi gereken sıvı miktarı 2 ile 3 litre arasında değişmektedir. İlk hedef her gün 10 bardak su içmek olursa (2000 litre) bu toksinlerden arınmak için yeterli olacaktır.
  4. Hem yaşlanmayı geciktirmek, hem toksinlerden arınmak hem de yaşam kalitesini artırmak için bireysel olarak planlanmış egzersiz programları yaşlanmayı geçiktirme sürecinde olmazsa olmaz bir basamaktır. Derhal oturduğunuz yerden kalkın, tüm vücudunuzu esnetin ve bir adım atın…
  5. Doğru beslenme:

Vücudumuzda biriken toksinlerden, ilaç kalıntılarından ve metabolik atıklardan kurtulmanın ve yaşlandırma gibi zararlı etkilerini azaltmanın ilk ve en önemli aracı yine insan vücudunun kendisidir. Bu bedenimizin en mucizevi yönlerinden biridir. Bu süreçte bize en çok yardımcı olacak şey, yine kendi vücudumuzdur. Yeter ki biz ona doğru malzemeleri verelim. 

Vücudumuzun kendine ait detoksifikasyon enzimleri mevcuttur. Ama bu enzimlerin çalışabilmesi için çeşitli vitamin ve minerallere ihtiyaç vardır. Genellikle bir sağlık sorunu olmayan dengeli ve yeterli beslenen kişilerde bu vitamin ve minerallerin eksikliği söz konusu değildir ve vücudumuz bizi korumaya devam eder. Çinko, Bakır, Manganez, Selenyum; A, C ve E vitamini vücudumuzun temizleyici sisteminde etkin olarak yer alırlar. Bu desteğin en güzel yanı ise çoğu kez bu ihtiyaçlarımızı doğal gıdalardan karşılayabilmekteyiz.

Çinko ve Manganez: Buğday embriyosu (ruşeym), ceviz, fındık, badem, buğday, bulgur

Selenyum: Deniz ürünleri

Bakır: Kurubaklagiller, ceviz, fındık, badem

A vitamini: Yeşil yapraklı sebzeler, yumurta, havuç

C vitaminini: Kuşburnu, domates, turunçgiller, maydanoz, taze sebze ve meyve,

E vitaminini: Yeşil yapraklı bitkiler, ceviz, fındık, badem, tam taneli tahılları, yulaf ve ruşeym tüketerek diyetimize katabiliriz.

&

“Zinde olmak” ne demek ve nasıl mümkün? 

Zinde olmak enerjik olmak demektir. Bunu sağlayabilmeniz için en temel şart ise vücudunuza doğru ve yeterli enerjiyi vermektir. Tıpkı benzini olmayan bir arabanın çalışmaması gibi, enerjisi yetersiz karşılanan vücudumuzda da sadece enerjisiz, yorgun hissetmek gibi sıkıntılar değil aynı zamanda birçok sağlık probleminin de yanında geleceğini bilmek gerekir.

Zinde hissetmek için nelere dikkat etmeliyiz?

  1. Öncelikle yeterli miktarda kalori almalıyız. Günlük tükettiğimiz gıdaların sonucunda vücudumuza belli bir kalori alırız. Bu kalorinin vücudumuzun yaşamsal fonksiyonlarını ve aynı zamanda günlük fiziksel aktivite, sindirim vb gibi ek fonksiyonların karşılanması için de yeterli miktarda olması gerekmektedir. Günlük kalori ihtiyacımız sahip olduğumuz cinsiyet, yaş, boy, kilo, fiziksel aktivite vb gibi birçok etken dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
  2. Aynı zamanda, günlük alınacak kalori miktarının planlanması tek başına yeterli bir önlem değildir. Bu kaloriyi oluşturan bileşenlerin oranı da çok önemlidir. Enerjinizin en az yarısının karbonhidratlardan, kalan kısmının ise proteinlerden ve yağlardan karşılanması gerekmektedir. Günlük tüketimlerimizde boş enerji kaynağı dediğimiz alkolü mümkün olduğunca az tüketmeli, gıdalarımızı hazırlarken fazla yağlı olmamalarına dikkat etmeliyiz. Sofra şekeri, paketli gıdalardaki glikoz şurubu, mısır fruktozu gibi basit şekerlerin tüketimini sıfıra yakın tutmalıyız.
  3.   Eğer diyetinizin protein içeriği yetersiz kalırsa vücudunuzda kas kayıpları başlayacak ve bu sizin hem enerjinizin hem direncinizin hem de bağışıklığınız düşmesine sebep olacaktır.
  4. Özellikle kilo verme isteğinde olanların en çok yaptığı hata beslenmemizden yağları tamamen çıkarmaktır. Hâlbuki zeytinyağı, fındık yağı, ayçicek yağı gibi sıvı yağları belirli miktarlarda tüketmeliyiz. Katı yağların tüketimini ise sınırlandırmalıyız. Unutmayalım ki yağlar vücudumuzda hormon görevi de yaparlar. Yağsız bir diyet dengesiz olacaktır.
  5. Güne muhakkak gecikmeyen kahvaltı ile başlamalıyız. Her zaman donatılmış sofralara ihtiyacımız yok. Kısa sürecek atıştırmalık kahvaltılıklar veya tam buğday ekmeği ile hazırlanmış sandviçler de güne dinç ve enerjik başlamamızı sağlayacaktır.
  6. En az kahvaltı kadar diğer ana öğünler de enerji dengemizde çok önemlidir. Öğün atlamak kan şekerimizin düşmesine dolayısıyla vücudumuzun enerji ihtiyacının karşılanmamasına sebep olmaktadır. Üstelik bu yanlış uygulama devamında daha da ciddi sorunları getirecektir. Aç kalan vücut bunu bir tehlike olarak algılayıp kan şekerini en kolay yükselten besin olan şekerli gıdalara saldırmanıza sebep olabilir.
  7. Çoğu kişinin ana öğünleri arasında ara öğünler de tüketmesi gerekmektedir. Bu öğünler, günlük kalori ihtiyacımıza göre planlanmalıdır. Taze veya kuru meyveler, yoğurt, kefir, yoğurtlu meyveler, meyveli sütlü karışımlar, sandviçler, belki bir kâse çorba düşen enerjinizi yükseltmeye yetecektir.
  8. Kafein içeren içeceklerin tüketimin de aşırıya kaçılmaması gerekmektedir. Öncelikle vücudumuzdan aşırı su kaybına sebep olabilirler, kalp çarpıntısı yaratabilirler ve sonuçta yine yorgun hissedebiliriz. Kahve ve yeşil çayda günlük 2 kupayı geçmemek önerilmektedir.
  1. D vitamini önemi giderek anlaşılmaktadır. İnsülin direnci, kanser, bağışıklık sistemi hastalıkları, kalp damar sağlığı tansiyon gibi birçok hastalıkta önemli rol oynamaktadır. Maalesef vücudumuza gıdalar ile yeterli miktarda D vitamini alamayız. En iyi D vitamini kaynağı güneştir. Yazın güneşlenmeyen ve ya çok yüksek koruma faktörü ile güneşlenen, vücudunu ölü derilerden arındırmadan güneşlenen kişilerde bile D vitamini yetersizliği görülebilir. Kış mevsiminde muhakkak kontrolünü yaptırıp, destek için hekiminize danışınız.

Tüm bu noktalara dikkat ettiğinizde göreceksiniz ki çok daha enerjik çok daha dinç hissedeceksiniz. Cilt sağlığınızda dahi inanılmaz bir değişiklik olacak. Yaşlanmanın istenince nasılda kolay yavaşlatılabileceğini her geçen gün yaşadığınız olumlu değişimlerle yakından göreceksiniz.

Eğer tüm bu konulara dikkat ettiğiniz halde hala birşeylerin ters gittiğini hissediyorsanız, bir konuyu atlamış ve ya yanlış planlamaış olabilir veya altta yatan bir hastalık olabilir. Destek almayı sakın ihmal etmeyin.

Umarım yardımcı olabilmişimdir :)

Yorum yaz

Barkod Etiketi üretimi yapan firmaların işi ciddi bir iştir. Bu anlamda sizin de hangi firmayla çalışma yatığınız çok büyük önem taşır. Kullanım alanı sınırsızdır. Her alanda ve her sektörde bu etiketlere ihtiyaç duyulur. Etiket çeşitleri ve Barkod etiketleri, seri üretimle hazırlanmaktadır. Etiketler ahşap, plastik, metal ya da cam gibi ambalajlı ürünlerin üzerilerine ugulanır.
En güzel cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir.
Mide botoksu midenin belirli yerlerine botoks maddesi enjekte etme suretiyle midedeki kasların çalışmasını sınırlandırmayı ve sayede midenin gıdaları sindirim sürecini yavaşlatarak buna bağlı olan açlık-tokluk hissi süresinin de uzatılmasını amaçlayan ameliyatsız kolay kilo verme tedavisidir. Botoks uygulanırken, midenin detaylı şekilde içerden görüntülenmesini sağlayan endoskopi uygulaması ile gerçekleştirilir. Bu sayede hastaya sadece gastroskpik uygulaması kadar bir rahatsızlık olur. Özellikle diyet programlarına ve düzenli egzersizlere uymakta zorlanan ve buna bağlı olarak da obeziteye yakalanan, bu yüzdende obezitenin sebep olduğu çeşitli sağlık sorunları olan kişiler için mide botoksu bir devrim niteliğindedir ve son yıllarda ülkemizde yaygın olarak kullanılmaktadır.
En güzel cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir.
Termal Etiket Eco Termal etiket, yüzeyinde hami bir katman bulunmayan miktar çeşididir. Kumbara üzerine termal lamine edilmesi sonucunda oluşmaktadır. Kullanılan barkod yazıcının baş bölgesindeki ısı beraberlik birlikte termal sıvılaşma özelliği gösterir dahi bu şekilde Eco termal etiketin üzerine baskı alınır. Bu termal etiketlere yumruk termal olarak (ısıyla) yapılır ve yerde yüzden ribon kullanılmaz. Ribon kullanımı olmadığı için tahakküm maliyeti sıfıra yakındır.
Dijital Baskı ve baskı etiketi teknolojileri geliştikçe firmaların büyük ebatlı etiket ihtiyaçlarına da dijital çözümler sunulmaya başlamıştır. Böylece, birbirinden canlı renklerin ve kusursuz çizgilerin hakimiyetindeki büyük ebatlı dijital baskı etkileri; kurumsal firmaların reklam kampanyalarındaki en iddialı unsurlarına dönüşmüştür.
İletişim

info@yoncasevim.com
0553 739 6764

19 mayıs Mah. Halaskargazi Cad.Doğançay Apt No :216 Kat 5 Daire 5, 34360 Şişli/İstanbul